Category Archives: Kuledibi Meyhanesi
Vilyam Şekspir’in 19. Sonesi
19th Sonnet 19. Sone Devouring Time, blunt thou the lion’s paws,And make the earth devour her own sweet brood; Pluck the keen teeth from the fierce tiger’s jaws,And burn the long-lived phoenix in her blood; Make glad and sorry seasons
Vilyam Şekspir’in 19. Sonesi
19th Sonnet 19. Sone Devouring Time, blunt thou the lion’s paws,And make the earth devour her own sweet brood; Pluck the keen teeth from the fierce tiger’s jaws,And burn the long-lived phoenix in her blood; Make glad and sorry seasons
Vilyam Şekspir’in 16. Sonesi
16. Sone But wherefore do not you a mightier way Make war upon this bloody tyrant, Time? And fortify your self in your decay With means more blessed than my barren rhyme? Now stand you on the top of happy
Vilyam Şekspir’in 16. Sonesi
16. Sone But wherefore do not you a mightier way Make war upon this bloody tyrant, Time? And fortify your self in your decay With means more blessed than my barren rhyme? Now stand you on the top of happy
Hâfız’ın 255. Gazeli
Hafız’ın 255. Gazeli Kaybolsa da çıkar gelir Yusuf Kenan’a, derd’etme Gün gelir hüzünhanen döner gülistana, derd’etme Elbet düzelir bu haller, gamlı gönül ah çekme Divane akıl yine gelir mizana, derd’etme Ömrün bir bahar daha bahşeder, ey güzel kuş Çalı çırpı
Hâfız’ın 255. Gazeli
Hafız’ın 255. Gazeli Kaybolsa da çıkar gelir Yusuf Kenan’a, derd’etme Gün gelir hüzünhanen döner gülistana, derd’etme Elbet düzelir bu haller, gamlı gönül ah çekme Divane akıl yine gelir mizana, derd’etme Ömrün bir bahar daha bahşeder, ey güzel kuş Çalı çırpı
Gidilmeyen Yol | The Road Not Taken
Zeynep Tanıtkan’a… The Road Not Taken Two roads diverged in a yellow wood, And sorry I could not travel both And be one traveler, long I stood And looked down one as far as I could To where it bent
Gidilmeyen Yol | The Road Not Taken
Zeynep Tanıtkan’a… The Road Not Taken Two roads diverged in a yellow wood, And sorry I could not travel both And be one traveler, long I stood And looked down one as far as I could To where it bent
Vilyam Şekspir’in 123. Sonesi
123rd Sonnet 123. Sone No, Time, thou shalt not boast that I do change:Thy pyramids built up with newer might To me are nothing novel, nothing strange; They are but dressings of a former sight. Our dates are brief,
Vilyam Şekspir’in 123. Sonesi
123rd Sonnet 123. Sone No, Time, thou shalt not boast that I do change:Thy pyramids built up with newer might To me are nothing novel, nothing strange; They are but dressings of a former sight. Our dates are brief,
Çepel
bir gün başladığın yere dönersin ya da dönmeden ölürsün çıktığında hava kapalıdır güneş balçıkla sıvanmıştır elinde bir avuç yumruk son çiviyi kitabına çakarsın bıraktığın iz sevgilinin katilidir rüyaların uykundan kaçmıştır cebinde bir tarih atlası her surette aslını ararsın ezberinin hepsi
Çepel
bir gün başladığın yere dönersin ya da dönmeden ölürsün çıktığında hava kapalıdır güneş balçıkla sıvanmıştır elinde bir avuç yumruk son çiviyi kitabına çakarsın bıraktığın iz sevgilinin katilidir rüyaların uykundan kaçmıştır cebinde bir tarih atlası her surette aslını ararsın ezberinin hepsi
Sersem
sevdin yıkık şehirlerin çapulunu aldın kırık akılların haracını örse vurup çektiler her gününü ne şehir doydu hamlığına ne akıl uydurduğun bir yalan kader bir hamaldır keder bir umman falan sonsuzluğa doğru bulanmadan donmadan filan inanmadın uyumadan akışını kesmedikçe değilsin bir
Sersem
sevdin yıkık şehirlerin çapulunu aldın kırık akılların haracını örse vurup çektiler her gününü ne şehir doydu hamlığına ne akıl uydurduğun bir yalan kader bir hamaldır keder bir umman falan sonsuzluğa doğru bulanmadan donmadan filan inanmadın uyumadan akışını kesmedikçe değilsin bir
Sevdalılar | Die Liebenden
Die Liebenden Sieh jene Kraniche in großem Bogen! Die Wolken, welche ihnen beigegeben Zogen mit ihnen schon, als sie entflogen Aus einem Leben in ein andres Leben. In gleicher Höhe und mit gleicher Eile Scheinen sie alle beide nur daneben.
Sevdalılar | Die Liebenden
Die Liebenden Sieh jene Kraniche in großem Bogen! Die Wolken, welche ihnen beigegeben Zogen mit ihnen schon, als sie entflogen Aus einem Leben in ein andres Leben. In gleicher Höhe und mit gleicher Eile Scheinen sie alle beide nur daneben.
Cehennemde bir Mevsim | Une Saison en Enfer
Une Saison en Enfer Cehennemde bir Mevsim Jadis, si je me souviens bien, ma vie était un festin où s’ouvraient tous les coeurs, où tous les vins coulaient. Bir zamanlar, hafızam beni yanıltmıyorsa, bir şölendi hayatım, bütün gönüllerin açılıp bütün
Cehennemde bir Mevsim | Une Saison en Enfer
Une Saison en Enfer Cehennemde bir Mevsim Jadis, si je me souviens bien, ma vie était un festin où s’ouvraient tous les coeurs, où tous les vins coulaient. Bir zamanlar, hafızam beni yanıltmıyorsa, bir şölendi hayatım, bütün gönüllerin açılıp bütün
Mecâz-ı Bîmihenk
Sâkî dök bâdeyi sağrından ver bâl-i kevser ola Tâ ki sök haddeyi bağrımdan ver lâl-i efser ola Riyâ-pîşeler eyleşsin mescîdde ağyâr ile Rûzigâr-ı dost câm-ı meyhaneden eser ola De nice vîrân âşiyan ü kâşane hatr-ı hâr ile Deme nâdân ki ol
Mecâz-ı Bîmihenk
Sâkî dök bâdeyi sağrından ver bâl-i kevser ola Tâ ki sök haddeyi bağrımdan ver lâl-i efser ola Riyâ-pîşeler eyleşsin mescîdde ağyâr ile Rûzigâr-ı dost câm-ı meyhaneden eser ola De nice vîrân âşiyan ü kâşane hatr-ı hâr ile Deme nâdân ki ol
Vilyam Şekspir’in 65. Sonesi
65th Sonnet Since brass,nor stone,nor earth,nor boundless sea, But sad mortality o’er-sways their power, How with this rage shall beauty hold a plea, Whose action is no stronger than a flower? O, how shall summer’s honey breath hold out Against
Vilyam Şekspir’in 65. Sonesi
65th Sonnet Since brass,nor stone,nor earth,nor boundless sea, But sad mortality o’er-sways their power, How with this rage shall beauty hold a plea, Whose action is no stronger than a flower? O, how shall summer’s honey breath hold out Against
Çaylak Çakal
kesin yanlışlardan kalkıp belirsiz doğrulara uzanan uçmaktan habersiz çaylak yüreğin konup göçen bir sahradan diğerine bu, bir olmayıştan geldiğindir kusursuz yalanlardan geçip ucube gerçeklere ulaşan hesaptan habersiz çakal aklın yanıp kavrulan bir seraptan diğerine bu, bir kayboluşa gittiğindir sen bir menzile yetişmekte
Çaylak Çakal
kesin yanlışlardan kalkıp belirsiz doğrulara uzanan uçmaktan habersiz çaylak yüreğin konup göçen bir sahradan diğerine bu, bir olmayıştan geldiğindir kusursuz yalanlardan geçip ucube gerçeklere ulaşan hesaptan habersiz çakal aklın yanıp kavrulan bir seraptan diğerine bu, bir kayboluşa gittiğindir sen bir menzile yetişmekte
Vilyam Şekspir’in 18. Sonesi
18th Sonnet Shall I compare thee to a summer’s day? Thou art more lovely and more temperate; Rough winds do shake the darling buds of May, And summer’s lease hath all to short a date; Sometime too hot the eye
Vilyam Şekspir’in 18. Sonesi
18th Sonnet Shall I compare thee to a summer’s day? Thou art more lovely and more temperate; Rough winds do shake the darling buds of May, And summer’s lease hath all to short a date; Sometime too hot the eye
Ada Rüyası
daha önce yazılmış olduğu gibi muhakkak bir sabah vakti gireceğim sokağımın kapısından uzak bir trenden inmiş terim yakın bir vapurun güvertesinde soğuyacak ceketim, sol kolumun kalkanı; sağ elimde gazetem, caddeler ayaklarıma dökülecek sırtım bükük, başım dik selamlayacak pencere önlerine siperlenmiş
Ada Rüyası
daha önce yazılmış olduğu gibi muhakkak bir sabah vakti gireceğim sokağımın kapısından uzak bir trenden inmiş terim yakın bir vapurun güvertesinde soğuyacak ceketim, sol kolumun kalkanı; sağ elimde gazetem, caddeler ayaklarıma dökülecek sırtım bükük, başım dik selamlayacak pencere önlerine siperlenmiş
Afi
Can Yücel’in aziz hatırasına kurşun da döktürdüydüm geçen sene ceketimin yakası söküktü diktirmedim tek demesinler diye ulan herifteki afiye bak bir de sallanır ki namussuz sanırsın Cozefina’nın evinden az evvel çıkmış yok sen alınma üstüne mavi eşarbını boynundan çıkarma yeter
Afi
Can Yücel’in aziz hatırasına kurşun da döktürdüydüm geçen sene ceketimin yakası söküktü diktirmedim tek demesinler diye ulan herifteki afiye bak bir de sallanır ki namussuz sanırsın Cozefina’nın evinden az evvel çıkmış yok sen alınma üstüne mavi eşarbını boynundan çıkarma yeter
Protesto
sigaran, çakmağın ve saatin telefonun ve anahtarların ve iki kez sürgülediğin kapın ağıtlara çökmeyecekler ardından geceyi eriten güneş, şafakta yıldızların çözülmesini mi dert etti sen yetişedururken her günün kaderine yakarken zamanını kederinle savururken hediyeler hayata dumanına asılı nefesinle telefonun seni çalmayacak
Protesto
sigaran, çakmağın ve saatin telefonun ve anahtarların ve iki kez sürgülediğin kapın ağıtlara çökmeyecekler ardından geceyi eriten güneş, şafakta yıldızların çözülmesini mi dert etti sen yetişedururken her günün kaderine yakarken zamanını kederinle savururken hediyeler hayata dumanına asılı nefesinle telefonun seni çalmayacak
Ruhun Yalın Hali
Sana verilmiş olanla senin verilmiş olduğun o uçsuz bucaksız kesişme noktasında buluşursun sabah aynaya ilk baktığında karşılaştığın yüzle. Kendi yüzünle yüzleşirsin. Yüzleşir misin? Hayır! Hemen yıkarsın yüzünü. Yıkarsın gecenin senin için biriktirdiği gözyaşı kardeşlerini. Sana verilmiş olana sahip çıkmak ve
Ruhun Yalın Hali
Sana verilmiş olanla senin verilmiş olduğun o uçsuz bucaksız kesişme noktasında buluşursun sabah aynaya ilk baktığında karşılaştığın yüzle. Kendi yüzünle yüzleşirsin. Yüzleşir misin? Hayır! Hemen yıkarsın yüzünü. Yıkarsın gecenin senin için biriktirdiği gözyaşı kardeşlerini. Sana verilmiş olana sahip çıkmak ve
Hatt-ı Tâ’lik
küllerinden yüzümü yıkadığım sabahlardadır, ucu rujlanmış izmaritlerin terkediliş ağıtları; kuşluk sevişmesine sırtını dönmüş kelepir aşıkların jilet kesiği ağız tadlarıyla bilemedikleri cümleler, sokak süpürgecilerinin evvel kısmetidir belleri bükük, küfrederken evdeki karılarına ve henüz doğuramadıkları erkek çocuklarına… yalnız sanadır mecburi istikametim, kurşunlanmış
Hatt-ı Tâ’lik
küllerinden yüzümü yıkadığım sabahlardadır, ucu rujlanmış izmaritlerin terkediliş ağıtları; kuşluk sevişmesine sırtını dönmüş kelepir aşıkların jilet kesiği ağız tadlarıyla bilemedikleri cümleler, sokak süpürgecilerinin evvel kısmetidir belleri bükük, küfrederken evdeki karılarına ve henüz doğuramadıkları erkek çocuklarına… yalnız sanadır mecburi istikametim, kurşunlanmış
Serinleyenler