Başkası(n)

İnsan, nihayet başkalarından dolaşarak yine kendine gelebilir, bu kendine geliş için onlarca kendinden geçiş bedeli ödemiş olmak kaydıyla. Sen başkasın. Sen sormadın, onlar da söylemediler. Lakin her zaman bir işgüzar, bir malumatfuruş, bir ukala, bir dangalak bulunur -sorulmamış soruların yanıtlarını verme heveslisi. Böyleleri cebinde taşır o yanıtları, o yankıları. Onlar, kırık aynalar olarak gelmişlerdir dünyaya. İşleri budur, görevleri vardır; o kırık parçalardan bir bütün resim yapıp gösterirler dünya âleme ki bir gün kendileri de başka olabilsin; bir kibrit çakımının ömrü kadar bile olsa kırık bir ayna parçasından öteye varolabilsin.

Başkasın. Çünkü başkasının olmak istediği şeysin -olmaya cesaret edemediği. Sana rastlayınca iştahları kabarır. Hemen oracıkta çiğ çiğ yemek isterler. Düşmanının kalbini söküp yiyen vahşi gibi -onun cesaretini ve gücünü elde etmek ve bu sayede ondan daha cesur ve güçlü olmak için. İşte bu da bizim vahşi geçmişimize sadakat nişanımız: ‘Başka’ olanı bul ve onu ye. Kendiliğinden cesaret ve güç sende yok ya, ama işte onda hazır hepsi birden var ya, zahmet etme, çök başına, kandır tatlı sözlerle, âşık ol, aşık et, yeter ki onu ye, ve senin olsun ki sen artık o başkası ol.

Başkasın. Çünkü insan kendisi olmaya dayanamaz. İnsan eksiktir, zayıftır, cılızdır, çirkindir ve pistir. Hiçbir insanın aklı kendine yetmez. Oysa ‘başkası’ ne de güzeldir, temizdir, güçlüdür, kuvvetlidir, tamdır. Başkası çok akıllıdır, çok zekidir, çok duyarlıdır, çok çok çok bir şeydir. Onu al. Onu kendine mahkûm et. Yolu ne olursa olsun. İster savaşta esir al ister aşkta. Yeter ki ona sahip ol. Ona sahip olmazsan asla kendin olamayacaksın. Ona sahip olmazsan asla kendi olduğun şeye katlanamayacaksın.

Başkasın. Çünkü insan asla başkası olamaz. Kimi yerse yesin, kime sahip olursa olsun. Çünkü insan, ancak kendisi başka bir şeye dönüşürse başkası olabilir. Kölelerin gardiyanları da parmaklıklar ardındadır. Ve zihinleri de hep köleleriyle meşguldür. Özgürlük, insan için zorunluluktur. Ve özgürlük, olduğun şeyden başka bir şeye dönüşmektir. Gardiyanlar, dönüşemez. Köleler ise her an başkaldırabilirler. Özgürlük, olduğun şeye başkaldırmakla başlar ve cüretle devam eder. Cüretkâr olmayan, başkası olamaz.

Başkasın. Çünkü benim özgürlüğümsün.

Ekrem Düzen

Visual: Henrique Medina (some changes by Ivan Albright) from the 1945 movie “The Picture of Dorian Gray” by Albert Lewin with George Sanders as Lord Henry Wotton.

One comment

  1. Giuseppe Mascoli’nin dediği gibi, “Özgürlüğü yalnızca doğru kişi tarafından kelepçelenmemiş olanlar sever” belki de… Mahkumiyetin tatlılığı kaç kişiyi özgürlüğünden etmiştir, başkalaşmaya çalışırken başkasında kayboluş kaç kişinin başına gelmiştir? Bu tuzağa düşmemenin bir yolu olmalı, en azından kelepçenin anahtarı yatağın başucunda durmalı…

    Beğen

Yorumlayınız:

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: