Kerteriz

Erkut Arcak için…

İnsan en iyi arkadaşını kaybettiğinde aynı zamanda en büyük rakibini de kaybeder. Bu hoş bir düşünüş değildir. Fakat hoş olmayan düşünüşün hoş olmayan hakikati gölgelemesine izin vermemelidir. İnsanın kaybettiği ne kadar yakınsa kaybın açtığı boşluk da o kadar derin olur. Bu boşluk, daha bulanık boşluklardan başkasıyla dolacak değildir. Boşluğu boş bırakan, boşlukla mücadele eden düşünüşlerdir. Çünkü kendi girdabı dışında tutunacak bir kıble bulamaz. Nihayet bu düşünüş, insanı, kendi duyuşlarının kıyılarına dek sürükler. Ola ki orada karanlık bir teselli vardır.

Bu kişinin içinde, biri sinsi diğeri hain iki vesvese çarpışmaktadır. Bir yandan, öz benliğinin en sağlam, en şık parçalarının ilhamını yitirmiştir. Kolları bacakları kopmuş, sağır dilsiz kalmıştır. Gözlerine perde inmiş, kanı donmuştur. Böyle bir kayıp, telafi edilemez. Az önce verilen, bir an sonra geri alınmıştır. İhtiyaç, muhtaçtan esirgenmiştir. Yerinden kımıldamak için az ve değersiz sebebin bulunduğu bir dünyayla akdedilmiş en çözülmez düğüm, en dokunaklı büyülerin işlemeyeceği katılıkla kesilmiştir.

Eğer kişi, ölümden korkmadığını söylüyorsa sorun: Bu kişinin hayatında, peşinden cehenneme gidebileceği bir aziz dostu mu vardır ki korkmuyordur yoksa kendisi gitmeye kalkacak olsa ona yoldaşlık edecek birinden emindir de ondan mı almaktadır bu cesareti? Çünkü cehennem yolları ancak yanında yoldaşı olanlara açıktır. Yoldaşın ölümüyle cehennemin yolu da sonsuza dek kapanır. Şu halde bu kişiye ölümden bahsedilecek olsa korkacak mıdır? Hayır! Artık gidilemeyecek bir yerden niye korksun? Hiçbir tanrı, yoldaşsız kalmışları cehennemiyle korkutacak kadar şımarık olmamıştır.

Diğer yandan bu kişi, kendisini, güçlü bir rakibin ortadan çekilmesiyle bomboş kalan meydanda yapayalnız bulmuştur. Dünyayı avucuna alsa artık onu yenemeyecektir. Bu yenilgi kesindir. Rövanşı alınamaz. Giden, ardında bıraktığını, görünüşte bir kereliğine ama gerçekte sonsuza dek yenmiştir. Geriye çarpışmaya değer ne kalmıştır? Oyun kim için devam edecektir? Devleri devirmek üzere itiş kakış güle oynaya yürünen yolda kim kimin ayağına çaktırmadan çelme takacak ve sonra da düşene arsızca gülecektir? Şimdi kim hangi aynaya bakarak façasına ayar çekecektir? 

Rakipsiz kalan kişi, kerterizini kaybeden denizciden perişandır. Gemicinin belki bir pusulası, değilse gökyüzünde yıldızı vardır. Oysa yoldaş rakipler, birbirleri için varılacak limanlardır. Kerterizi kaybeden, ulaşılacak limanı da kaybeder. Ve bu kişi artık hiç kimseye rakip değildir. Bundan sonraki yegâne işi, kalan günlerini sessizce tamamlamaktır. Şölen sona ermiştir. Pabucu ters giydirilecek şeytan bile üzgün ve şaşkındır. Öyle ya, oyundan düşenler arasında o da vardır.

Her söz, taşa da kazınsa boşluğa yazılır. Çünkü sözler düşünüşlerde ve duyuşlarda yer etmek içindir. Bu yüzden her söz kanatlıdır. Boğulmamalıdır ve kaçırılmamalıdır. İnsan unutunca yitirir ve unutulunca yitirilir.

Ekrem Düzen

Visual: http://www.tinaturk.org/e_desteklenen_projeler-ErkutArcakEndowed.html

Yorumlayınız:

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: